Nedenleriyle, niçinleriyle Omega 3

Blog/Genel/Glutensiz Yaşam

Nedenleriyle, niçinleriyle Omega 3

Yediklerimizin vücudumuzu nasıl etkilediğinin, ibreyi olumlu veya olumsuz yönde ne kadar değiştirdiğinin farkındayız artık öyle değil mi? En azından kendi adıma ben ibreyi olumlu tarafta tutma konusunda yoğun bir çaba içerisindeyim. Bu karmaşık tablo içerisinde sanki her gün sıfırdan başlıyormuşuz gibi hissetmek ama aslında bilgi dağarcığımıza artı bilgiler katabilmek çok kıymetli gerçekten. Yine öyle zamanlardan birinde ilgi alanıma bu sefer Omega 3 girdi. Okudukça, araştırdıkça önemi gözümde daha da arttı.

Omega 3 herkes için gerekli

Omega 3 bazı besinlerden alınabiliyor. Özellikle önerilen bazı balık türleri çok kıymetli. Fakat benim gibi haftada 2 balık tüketmeyen ve üstüne üstlük Otoimmün bir hastalığı olanlar Omega 3 takviyesi almayı bir düşünsünler derim. Omega 3 takviyesi almak için mutlaka bir hastalık ve gebelik durumunun olması da gerekmiyor. Yani sağlığından yana bir şikayeti olmayanlar da sağlığın korunması adına takviye alabilirler. Tekrar hatırlatayım bizler gibi hastalıkları olanlara öneriden çok tavsiye niteliğinde söyleniyor Omega 3 destekleri.

Omega 3 ama hangisi?

Geçtiğimiz hafta yaptığım araştırmalar ve çalıştığım hastanenin dahiliye hekiminden aldığım görüşe istinaden, Omega 3 takviyeleri aşağıdaki kriterlere dikkat edilerek seçilmeli ve kullanmaya öyle başlamalı.

  • IFOS onaylı olması (International Fish Oil Standarts)
  • EPA ve DHA oranlarının yüksek olması
  • Tligriserid formunda olması
  • İçerdiği omega 3 miktarı
  • Balık jelatininden üretilmesi

Bu özellikleri bir arada bulunduran çok sayıda Omega 3 takviyesi yok Türkiye’de. Sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor. O yüzden önce yapmanız gereken mutlaka hekim önerisi almak ardından güvendiğiniz bir Eczaneye giderek size en uygun Omega 3 takviyesini edinmek.

Otoimmün hastalıklarda Omega 3 desteği  

Bedenimde 2 otoimmün hastalığın varlığının bu denli önemli olduğunu hiç bilmiyordum.  (mystania gravis ve fibromiyalji) Çünkü her ikisinde de hastalığın ortaya çıktığı ve ilaç tedavisinin yapıldığı süreler dahilinde olduğunu ve geçip gittiğini düşünmüştüm. Tıpkı bir sinüzit veya boğaz enfeksiyonu gibi. Bu hastalıkların ömürlük olduğunu, yaşam tarzım ve beslenme şeklim ile de tekrar alevlenebileceğinin farkında değildim.

Şimdilerde ise sağlıklı halimi sürdürebilmek adına takviyeler kullanıyorum. Önce probiyotik ile attığım adımlara şimdi Omega 3 desteğiyle devam ediyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü otoimmün bir bozukluk ile mücadele edebileceğimiz hamlelerin üst sıralarında besinlerimiz ve beslenme şeklimiz geliyor. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız ki karşımıza çıkabilecek yeni hastalıklara karşı önlemimizi alalım. Gluteni yani dolayısıyla unlu her şeyi, Laktozu ve kazeini hayatımızdan çıkarttığımıza göre şimdi Omega 3 gibi kıymetli yağları içinde barındıran takviyeleri alma zamanı.

Omega 3’ün vücuda faydaları mı?

  • Kolesterol, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, damar sertliği, beyne faydalıymış. Hafızayı güçlendirerek alzheimera karşı koruma sağlıyormuş. Depresyonu azaltıyormuş.
  • Omega 3 yağ asitlerinin iltihap giderici özelliği varmış. Yani enflamasyonu azaltıyormuş.
  • Otoimmün hastalıklarda var olan hastalığın gidişatını ve otoimmün bir hastalığa yakalanma riskini azaltıyormuş.
  • Omega 3 hücre çeperinin düzgün çalışmasını sağlayan bir maddeymiş ve hücreye faydalı maddelerin girişini zararlı maddelerin ise engellenmesine yardım ediyormuş.

Omega 3 içeren besinler

Semizotu, ceviz, keten tohumu, keten yağı, chia tohumu, beyin, balıklardan hamsi, alabalık, somon, uskumru, sardalye, lüfer ve ton balığı.

**Yani anlayacağınız ben Omega 3 takviyesi kullanmaya başladım. Aynı probiyotik gibi düzenli almayı planlıyorum. Siz de kendi durumunuzu bir değerlendirin ve bir uzman görüşü aldıktan sonra denemeye başlayın derim.