İBS’yi Nasıl Kontrol Altına Aldım?

Blog/Genel/Glutensiz Mekanlar/Glutensiz Yaşam

İBS’yi Nasıl Kontrol Altına Aldım?

İBS’yi Nasıl Kontrol Altına Aldım?

İbs yani irritabl bağırsak sendromu. Bağırsakta bir hastalık olmamasına rağmen, bağırsak içerisindeki hareketlerde anormallik ile seyreden, bağırsak duvarının geçirgenliğinin artma durumudur.

İşte bazılarımız tüm bu nedenlerden dolayı doktor tarafından İBS teşhisi aldık, kimimiz yedikçe şiştik ama doktora gitmedik, kimimiz de artık gaz şişkinlik ve ağrı şikayetlerini kabullenerek hayatımızı kör topal yaşamaya çalıştık. İBS (irritabl bağırsak sendromu veya spastik kolon) her hastada aynı belirtileri göstermiyor. Bozulan bağırsak iç sistemi nedeniyle bağırsak geçirgen hale geliyor, bazı hastalar yoğun ishal olma durumunu yaşarken bazı hastalar da tam tersi kabızlık şikayetleriyle uğraşıyor. Ben üçüncü tür İBS’yim. Bağırsağımın uzun ve kıvrımlı olması nedeniyle yoğun gaz, kıvranacak kadar karında ağrı ve 5-6 aylık hamile sanılacak kadar şişlik yaşatan cinsinden.

2014 yılında alınan İBS (irritabl bağırsak sendromu) teşhisi sonrası bu günlere gelene kadar yaşadıklarımı düşündüğümde hakikatten de İBS konusunda çok yol almışım. Hani fen derslerinde katı, sıvı, gaz öğretilir ya çocuklara. İşte o gazın ben türlerini, ne kadar süreyle vücuttan çıkamayarak kıvrandıracağını, hatta ayıptır söylemesi gazın sesinin tonunun aslında ne anlatmak istediğini hepsini bilirim. Ha bu ne işine yarıyor diye sorabilirsiniz belki, o noktada da ne kadar zaman sonra rahatlayacağım konusunda bana fikir veriyor ve bir sonraki yiyecek adımlarımı ona göre yapıyorum.

 

İBS’yi Kontrol Altına Almak İçin Uyulacak Temel Kurallar

Kural 1: Bu iş bugünden yarına çözülebilecek kadar basit bir sağlık sorunu olmadığını kabullenmek.

Kural 2: İBS’yi kabullendikten sonra tedavi etme yönünde ciddi bir çaba içerisinde olmak ve pes etmemek.

Kural 3: Sadece bağırsağı rahatsız eden gıdaları yememek değil, eleminasyon sistemi ile uzun bir süre tüm rahatsız edenleri beslenmeden çıkartmak.

Kural 4: İBS’nin uzun bir çaba sonrasında büyük ölçüde düzeldiğini kabul etmek fakat, ömür boyu kontrollü gidilmesi ve dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu unutmamak.

Kural 5: Uslu çocuk olmak, kuralları delmemek ve oyunbozanlık yapmamak.

Kural 6: Güçlü bir irade, pes etmeme azmi, nefse sahip olma ve iyileşmeye dair inanç sahibi olmak.

 

İBS Şikayetlerini Nasıl Geriletebildim?

Gluten İntöleransının Belirlenmesi ve Glütenin Çıkartılması; İBS çaresizliği içerisinde hayatıma devam ederken okuduğum bir yazı içerisinde geçen glüten kelimesini keşfetmem benim için miladın başlangıcı oldu. Gluten (buğday, arpa, çavdar, yulaf v.b) içeren tahılları (makarna, bulgur, arpa, irmik v.b) beslenmeden çıkartmak ön koşul. Bunun için gıda intölerans testi yaptırmanıza gerek yok. Siz kendiniz vücudunuzun size yaşattığı şikayetleri biliyorsunuz zaten. Bir 10-15 gün gluten içeren besinleri beslenmeden çıkartarak farkı görebilirsiniz. Ben de fark inanılmaz oldu. Şikayetlerimin % 60-70’i gerileyiverdi.

Laktoz Alerjisinin Belirlenmesi ve Laktozlu Gıdaların Çıkartılması;  İBS tedavi edilirken bence en önemli 2. kaçınılması gereken şey laktoz. Laktoz sütün içerisinde yer alan süt şekeri. Bir süredir kendimde laktoz hassasiyeti olduğunu düşünsem de bu konuda yol almam uzun sürdü. Önce beyaz peynirleri keserek sadece kaşar türevlerini tüketerek bana dokunmadığını düşünüyordum.

Sonra bir süre yoğurdumu eve gelen sütçüden aldığım süt ile yaparak tükettim. En sonda da laktozsuz sütler içerek bir süre daha devam ettim. Fakat bu süt ve laktoz konusuna derinlemesine girince, aslında laktozun etkisinden fazla kazein denen süt proteinin bağırsaklarıma zarar verdiğini anladım. (kazeinle ilgili daha önce hazırladığım yazıyı okumak isterseniz http://glutensizyasamak.com/genel/gluten-laktoz-ve-kazein-bilmecesi/ tıklayabilirsiniz) Sonra ani bir kararla keçi sütü ve keçi ürünlerine geçiş yaptım. Çünkü yaptığım araştırmalar bana keçi sütünde bulunan laktozun insan bedeni tarafından en tölere edilebilir süt olduğunu öğretti.

Sonra keçi sütünde bulunan kazeinin de vücuda inek sütü gibi zarar veren türden olmadığını. Geçiş süreci hiç kolay olmadı. Koyun etinden biliriz hepimiz çoğunlukla tahammül edemediğimiz bir kokusu vardır. Keçi sütünün de öyle başlarda zorlandığımı itiraf ediyorum ama direndim ve damak tadımı değiştirdim. Şimdilerde keçi sütünü, keçi peynir ve türevlerinin tümünü, keçi kefiri seve isteye tüketebiliyorum.

 

Eleminasyon Diyeti; Eleminasyon diyetinin adı çok havalı öyle değil mi? Ya gerçek hayatta uygulaması. Zor ki ne zor. Eleminasyon özetle, size dokunduğunu (gaz, şişkinlik, vücutta oluşan alerjiler, yorgunluk, halsizlik veya farklı belirtiler) düşündüğünüz gıdaları bir süre beslenmeden çıkartarak bağırsağın unutmasını sağlamak ve bir süre sonra küçük porsiyonla ile tekrar yemeğe başlayarak alerji durumunun geçip geçmediğine bakmak. Burada özellikle unutup unutmadığına diyorum çünkü bazı gıdalar unutturulmuyor. Bedende yoğun alerjileri yaşatmaya kaldığı yerden devam edebiliyor.

Her bir yediğiniz şeye karşı vücudun tepkisini ölçmek, gözlemlemek 1-2 kere daha aynı şeyi yiyerek emin olmak ve emin olduktan sonra bir süre beslenmeden çıkartmak.

İbs nedeniyle Benim Kendi Beslenmemden Çıkarttığım Besinler

 

Tüm gaz yapan ve potansiyel gaz yapıcı sebzeler

Lahana, karnabahar, brokoli, pırasa, kereviz, fasulye, enginar, bezelye, bamya, sarımsak, limon, salatalık, yeşilliklerin tümü, turp, pancar, yeşil soğan (maydanoz ve dereotu hariç), Karabiber hariç biberlerin tümü, çiğ soğan,
Meyveler Portakal, mandalina, elma, armut, kivi, nar, erik, üzüm
Süt ve süt ürünleri İnek sütü ve ürünleri (yoğurt, kefir, ayran)
Gluten içeren tüm ürünler Buğday, çavdar, arpa, yulaf (makarna, irmik, bulgur, şehriye, un ve unlu mamullerin tümü)
Bakliyatlar Nohut, fasulye, barbunya, yeşil mercimek
Kuruyemişler Fındık, kaju
Yeni hayatımıza giren ürünler Kinoa, cia ve avokado

Geriye ne kaldı diye düşünebilirsiniz, haksız da sayılmazsınız. Filli boyanın bir reklamı vardı. “Hayattan rengi alın, geri neyi kalır ki” İBS (irritabl bağırsak sendromu) her ne kadar çook kısıtlı bir beslenme modeli ile beni karşı karşıya bıraksa da tedavimde bu elemine sistemi çok işe yaradı.

Tabi bu düzelme yıllarımı aldı. İBS teşhisi alalı 4 yıl oldu ama, öncesini de düşündüğümüzde mazisi en az 6 yıl kadar vardır herhalde. Halen vücudumun tölere edemediği pek çok gıda var. Yeniden denediğim ve bir daha vedalaştığım besinler var. Mesela sarımsak, limon, brokoli, üzüm gibi.

Yeniden Flört Ettiğim ve Yavaş Yavaş Beslenmeme Tekrar Dahil Ettiğim Yiyecekler

Sebzeler   Lahana, pırasa, kereviz, fasulye, enginar, bezelye, bamya, salatalık, yeşilliklerin tümü, pişmiş soğan
Meyveler Tüm meyveler
Gluten içeren tüm ürünler Hiç tüketmiyorum. Onun yerine karabuğday ve kinoa tüketiyorum
Süt ve süt ürünleri İnek sütü yok artık hayatımda. Keçi sütü ve ürünleriyle resmi bir beraberliğe başladım.
Bakliyatlar Halen çok gaz yaptığı için nadiren tüketiyorum.

Fermente Beslenmenin Önemi

Bilim dünyası bağırsak florasının önemini ve bağışıklık sistemine etkilerini artık her platformda belirtiyor. Ben de kendi adıma birkaç yıldır probiyotik beslenmenin bağırsaklarımı iyileştirmesi açısından öneminin farkındayım. Günlük probiyotik kapsül desteği alıyorum. Onun dışında yoğurt, kefir ve pancarlarımı evde yaparak probiyotik alımını destekliyorum. Gerçek ev sirkesi kullanıyorum. Şimdilerde ise sebzelerin fermantasyonuyla ilgili uğraş veriyorum. Lahana turşusu, Pancar kvass tarifleri deniyorum. Günden güne yeni bilgiler edindikçe tarifleri giderek arttırmayı planlıyorum.

İBS ve Otoimmün hastalıklar (bağışıklık hastalığı) İlişkisi

Benim Bağışıklık Hastalığım Miyasteni Gravis. Bu hastalık nörolojik bir çeşit kas hastalığı. Bundan 7 yıl önce tedavi olarak sağlığıma kavuştum. Fakat o sıralar bu hastalığın bir çeşit bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığı olduğunu bilmiyordum. Üstelik ömür boyu benim bedenimde yaşayacak sinsi bir hastalık olduğunu da. Bu hastalıkta çok dikkatli olmam gerekiyor. Özellikle ilaç kullanımı konularında. Çünkü bazı ilaçlar kasları etkilediği için hastalığın tetiklenme, atak yaşatma hatta sonu taaa ölüme gidebilecek riskleri barındırıyor. Yani özetle ağrı kesiciler, antibiyotikler, kas gevşeticiler hep kontrollü ve izin verilen liste içerisinden seçilmeli.

Buraya dikkat!!

Özetle aslında bozulan bağışıklık sistemi sonrasında İBS (irritabl bağırsak sendromu) olduğumu düşünüyorum, ardından da glüten hassasiyeti ekleniyor tüm bunlara. Hiç biri tesadüf değil sistemin bozulmasıyla ardı ardına eklenen birbiriyle ilintili hastalıklar. Tanısı konan fakat hastalığının bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu bilemeyen kişilere en aşağıda sık rastlanan otoimmün hastalıkları ve hangi branş hekiminin ilgilendirdiğini belirttim. Eğer bir bağışıklık hastalığınız varsa ve henüz bir beslenme planı oluşturmadıysanız, kendi geleceğiniz yeni yılda mutlaka bir plan oluşturun derim.

İBS (irritabl bağırsak sendromu) Hastalarına Neden Glutensiz Beslenme Öneriliyor?

Eğer size yediğiniz bir şeyler gaz yapıyorsa ortada normal olmayan bir durum var demektir. Çünkü gaz alerjik bir durumun belirtisidir. Hele bir de İBS (irritabl bağırsak sendromu) teşhisi aldıysanız bağırsağınız geçirgenliğe başlamış ve kontrol altına alınmaz ise giderek daha kötüye giden ve günden güne sizi sıkıntıya sokan bir hal alacaktır. Sonrası mı bozulan bağırsak yapısı ve bağışıklık sistemi sizi farklı bağışıklık hastalıklarıyla (otoümmün) tanıştırabilir.

Otoimmün Hastalığı (Bağışıklık Sistemi Hastalığı) Olanlar Neden Glutensiz Beslenmeli?

Bağışıklık hastalıklarında zaten glütensiz beslenilmesi gerektiğini de çoook sonraları keşfediyorum. Nedenine gelince. Biliyorsunuz bağışıklık sistemi hastalığı demek, vücudun kendi antikorlarına saldırması yani savaş açması demek. Bu hastalık nedeniyle var olan bir savaş varken glüten denen protein de aynı antikorlar gibi vücuda açılan savaşa destek oluyorlar. Yani ateşi daha da harlı hale getiriyorlar. Beraberinde İBS’de olunca glütensiz beslenmek kaçınılmaz oluyor.

Otoimmun hastalıkların bazıları;

Çölyak, Romatoid Artrit, Lupus Hastalığı, Miyasteni (Myasthenia Gravis), Fibromiyalji, İltihaplı Bağırsak Hastalığı (ibs ile karıştırmayın ülseratif kolit), Multipl Skleroz (MS), Tip 1 Diyabet, Guillain-Barre Sendromu, Sedef Hastalığı, Vitiligo, Grave Hastalığı, Haşimato Hastalığı, Damar İltihabı (Vaskülit), Crohn, v.b

Bakmayın burada sayılarının az gibi göründüğüne. Okuduğum kadarı ile 80’e yakın bağışıklık sistemi hastalığı var. Bu bağışıklık hastalıkları (otoimmün hastalık), ciltten iç organlara kadar farklı farklı yerleri mesken edindikleri için tedavi kısmında da farklı branş hekimleri tarafından takip ediliyor. Mesela haşimato tiroidi ve tip 1 diyabeti endokrinoloji uzmanı, çölyak, crohn, ülseratif kolit hastalıklarını gastroenteroloji, ms, miyastenia gravisi nöroloji, fibromiyalji, romatoid artrit hastalığını romatoloji ve fizik tedavi&rehabilitasyon gibi.

Özetle;

İster İBS hastalığınız olsun, isterse herhangi bir tür bağışıklık hastalığınız olsun. Sadece glütenden uzaklaşmanız yetmiyor. Vücutta aynı olumsuz etkileri Süt ve süt grubu (laktoz, kazein), pirinç, patates, mısır, yulaf gibi besinler de gösteriyor. Hele şeker en kötüleri arasında. Şekeri tamamen çıkarttım hayatımdan. Olur mu demeyin öyle de güzel oluyor ki. Yani anlayacağınız ben kendi adıma çok fazla çaba gösteriyorum ve yeni yeni bu çabamın olumlu sonuçlarını alıyorum. Siz de yeter ki bir sistem belirleyin ve ilk adımı atın, sonra da sağlığa yelken açın.