Gluten, Laktoz ve Kazein bilmecesi

Blog/Genel/Glutensiz Yaşam

Gluten, Laktoz ve Kazein bilmecesi

İBS ile başlayan uzun hikaye

Uzun yıllar çektiğim gaz sıkıntılarının sonucunda yapılan endoskopi ve kolonoskopi sonrası İBS (irritabl bağırsak sendromu) teşhisi konuldu. Bağırsağımın uzun ve kıvrımlı olması nedeniyle bu durumun yaşandığını söyleyen hekim, denenen farklı ilaç tedavileri etki etmiyorsa yapacak bir şey olmadığını söyledi. Ancak bağırsağın bir bölümünün alınması halinde rahatlama sağlanacağını iletti. Hoppaaa ben şok. Durup dururken böyle bir şeye kalkışıp ameliyat olamazdım tabii.

Laktoz intöleransı

Henüz glüten alerjisini keşfedemediğim ve çaresizlikten çırpınmaya devam ettiğim günlerde, laktoza karşı bir problem yaşadığımın farkındaydım. Yoğurt, ayran, süt tozu, cacık, sütlü tatlı veya içerisine süt katılmış herhangi bir gıda tükettiğimde karnım aşırı derecede şişmeye başlıyordu. Tabi artı olarak bazı sebzelerin alerjileri ve sözde alerji yapan gıdaları eleyerek seçtiğim bazı yediklerim (pide, makarna veya tost v.b hamur işleri) aslında laktozla birlikte başrolü paylaşan glütenin bana yaşattıklarıymış.

Gluten Hassasiyeti (buğday proteini)

Günlerin ayları, ayların yılları kovaladığı bir dönemde glüteni keşfetmemle birlikte 3-4 yıldır yaşadığım o sıkıntılı günlerim sona erdi. Sanki sihirli bir değnek dokunmuş gibiydi. Düzenli glütensiz beslenme modeli ile son bir yılda karnımda fırtınalar estiren o kıvranma ve ağrıları hiç yaşamadım çok şükür. Düzenlinin altını çiziyorum çünkü glüten içeren ürünler azaltılarak bu şikayetlerden kurtulmak mümkün değil. Kaynaklara göre glütenin bir kırıntısının bile vücuttan 3 ay içerisinde çıktığı biliniyor. Yani 3-4 hafta çok dikkat ettiniz sonra karşınıza bir börek veya makarna çıktı, dayanamayıp biraz yediniz. İşte o anda glüten adına tüm yaptıklarınızı sıfırladınız maalesef.

Kazein, Gizli Düşman (süt proteini)

Öğrendiğimde çok şaşırdığım bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Sütün içerisinde bulunan “kazein” denen proteinin vücuda yaşattığı alerjen duyarlılığın “glüten” proteini ile benzer olması ve aynı belirtileri göstermesi sizce de enteresan değil mi? Yani süt şekeri olan laktoz gaz yapıyor, glüten ve kazein proteinleri de ayrı ayrı proteinler olmalarına rağmen maalesef aynı etkileri yaşatıyor vücuda. Kazein ve Gluten vücutta bir şekilde sindirilemediği için vücut tarafından yabancı bir virüs gibi algılanıyor. Vücut, yani bağışıklık sistemi bu durumda kendini korumaya alıyor ve tepki veriyor. İşte size yaşadıklarımızın nedenlerinden biri daha.

Otoimmün Hastalıklarda Glüten ve Kazein

Siz de benim gibi bir Otoimmün hastalığa sahipseniz (MS, tip 1 diyabet, haşimato tiroidi, miyastenia gravis, romatoid artrit, lupus, iltihaplı bağırsak, guillain barre sendromu, sedef, grave hastalığı, damar iltihabı) mutlaka uzak durmamız gereken iki protein grubu glüten ve kazein. Her ikisinin de vücuda verdiği zarar aynıymış maalesef.  Her geçen gün yeni bir şey öğreniyoruz değil mi? Benim için koca bir adım olan glütensiz ve laktozsuz beslenme bir süre sora modifiye gerektiren bir hale dönüştü.

Otoimmün denince akan sular duruyor bende. Çünkü hastalık döneminde ne yaşadığımı bir ben biliyorum. O yüzden level atladıkça önüme çıkan engelleri dikkate alarak beslenmemi yeni duruma göre entegre ediyorum. Bu arada kazeinin ve glütenin otoimmün hastalıklara neden olabileceğine dair pek çok araştırma var. Yani otoimmün bir hastalığa sahip değilseniz bile ileride olmayacağınızın bir garantisi yok ne yazık ki.

Keçi sütü deneyin

Laktoz alerjisi sonrası ev sütü ile konuyu çözdüğümü düşünmüştüm. Evde yoğurdumu, kefirimi, peynirimi ve tereyağımı yapıyordum. Fakat sonra sonra bana zararı olabileceğine yaptığım araştırmalar sonunda kanaat getirdim. Laktozsuz süt ve peynirlere geçtim. Ama şimdi anlıyorum ki o da çözüm değilmiş. En son keçi sütü ve peynirlerine yatay geçiş yaptım. Tadına alışmak biraz sor olsa da yapacak bir şey yok. İnek sütünde kazeinin etkileri fazla (A1 beta kazein nedeniyle) olduğu için zarar veriyor. Keçi sütü ve ürünleri (A2 beta kazein içerdiği için) ise yapısı gereği tüketilebiliyor.

**Hayat bizi yediklerimizle sınarken ve günden güne kısıtlı bir hale sokarken dahi konuya pozitif bakmaya çalışın. Bizler sağlığımız için bu tip bir beslenme modeli ile yaşamımızı sürdürüyoruz. Hastalıklar bedenimizde baş göstermesin, olan hastalıklar gerilesin üstüne üstlük bu sayede beslenmemiz sağlığımızı desteklesin. Bunu unutmayın olur mu?…