Gelelim Mahalle Baskısına

Blog/Genel/General/Glutensiz Yaşam

Gelelim Mahalle Baskısına

Giriş…

Bizler, herhangi bir nedenle sağlıkları sekteye uğramış kişiler topluluğuyuz. Bu yolda uzun yıllardır tedavi gören, hala görmeye devam eden, hasta olup da tedavi olamayan, azınlık görünen ama aslında çoğunluğun oluşturduğu kocaaa bir kitleyiz. Bir grup da var ki, sağlığı nedeniyle glütensiz yaşaması gerektiğini bilen fakat zor olduğunu düşündüğü için bir türlü başlayamayan. Hepimiz hastalıkların tedavisi süresince hekimin önerdiği ilaçları kullanarak iyileşmeyi ve sağlığımıza kavuşmayı arzu ediyoruz. Gelin görün ki durum her zaman bizim istediğimiz seyirde ilerlemiyor. İlaçlar bazılarımızı iyileştiremiyor, iyileştiremediği gibi vücuttun gelen S.O.S sinyalleri bizi daha da hasta etme yolunda ilerleyebiliyor.

İşte bu süreçler bizi bazı radikal kararlar almaya itiyor. Tıpkı bende olduğu gibi, Tıpkı sizde de olabileceği gibi. Artık hikayemin tüm detaylarını biliyorsunuz ama kaçıranlar için özetlemem gerekirse, bundan 7 yıl önce nörolojik bir kas hastalığı olan miyastenia gravis ile tanıştım ve bir yıl kadar kortizon kullandım. O dönem bu hastalığın bir bağışıklık (otoimmün) hastalığı olduğunu bilmiyordum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra İBS denen irritabl bağırsak sendromu baş gösterdi. Giderek şişen, sancılardan kıvranan ve gaz yaptığı için beslenmesinden 100’lerce şeyi çıkartan biri haline dönüştüm. Sonunda bana bunları yaşatan en büyük nedenin glüten ve laktoz olduğunu keşfettim. Bağışıklık hastalığımın olduğu da düşünüldüğünde aslında hastalıkların ilerleyiş seyri zincirin halkaları gibi sıra sıra ilerlemiş.  Yani benim beslenmeyi düzenlemem gerektiğini bilemediğim dönemde ilerlemiş de ilerlemiş. Tüm bu sürecin sonu dibi gördüm, gördüm ama sonra küllerimden yeniden doğmayı başardım.

Gelelim glütensiz, laktozsuz ve hatta şekersiz yaşamaya karar verince çevrede olup bitenleri anlamaya…

Çuvaldızı Önce Kendimize Batırmamız Gereken Kıssadan Hisse Bölümü!

Şimdi aşağıda yaşadığımız engelleri bir bir sıralayacağım ama ilk önce atlamamamız gereken ve yazının ana fikri olarak düşündüğüm kilit cümleyi paylaşmak istiyorum. “Biz eğer bu yolda ilerleyeceksek, önce kendimiz kararlı ve dik durmalıyız, yani aslında bizim davranışlarımız ve zaaflarımız sonucunda direnç bir yerde kırılıyor ve beslenme modelimizi değiştirmeye başlamış olsak da çevrenin de etkisiyle devamını getiremiyoruz.”  

Önce Kendinizi Sorgulayın Aşağıdaki Soruları Bir Bir Kendinize Sorun?

  • Hastalığınızı/hastalıklarınızı kabullendiniz mi?
  • Hastalığınız ve vücudunuza vereceği etkiler hakkında bilgiye sahip misiniz?
  • Hastalıkların size yaşattığı sıkıntılar neler?
  • Bu sıkıntıların pek çoğunun yediklerinizden kaynaklı olduğunu biliyor musunuz?
  • Beslenmeyi düzenleyerek hastalıkların gerileyeceğine inancınız var mı?
  • Gerçekten iyileşmeyi istiyor musunuz?
  • Sadece ilaç kullanarak iyileşebileceğinize inanıyor musunuz?
  • Bu yolun uzun ve meşakkatli bir yol olduğunun farkında mısınız?
  • İradenize ve nefsinize sonuna kadar hakim olmaya hazır mısınız?
  • Bu yolda birlikte yürümeye var mısınız?

Siz kendinizden emin olduktan ve karar verdikten sonra yolunuza çıkacak diğer engelleri ben size hatırlatayım.

Kimse Sizi Anlamak İstemeyecek

Evet, bu bir gerçek. Ne kadar anlatmaya çalışsanız da hatta anlatmaktan ağzınızda tüyler bitse de boşuna nefesinizi yormayın. Çünkü yediklerinden kopmak ve bir daha yiyememe fikri kimsenin işine gelmiyor. Kimsenin işine gelmediği gibi yapanı da yadırgıyorlar, bu davranışı anlamsız buluyorlar ve genelde baltalamaya çalışıyorlar. Aslında istediğimiz çok bir şey değil, zaten işin zorunu biz başarıyoruz onlara sadece saygı duymak ve motive edici cümlelerle desteklemek kalıyor.

İlk Engel Aile

Uzun yıllar boyu her bulunduğum ortamda o, bu, şu gaz yapar ben yiyemem deyip durduğum için bir de glutenli ve laktoz içeren gıdaları beslenmeden çıkartmayı düşünmem (hamur işleri, tatlılar v.b) en başta ailem tarafından hoş karşılanmadı. Ana yüreği tabi yiyebileceğim şeylerin azlığı korkuttu herhalde diyelim.

Sonra Eş, Dost, Yakın, Tanıdık  

Ne yaptık, aileye izah ettik, yolumuzda ilerlemeye koyulduk. Sora geldik yakın akraba ve arkadaş çevremize. Bu yola girmeyen hiç kimse bu yolun yaşattığı zorlukları ve ilerleme aşamalarını bilemez. Dışarıdan yorum yapmak ve fikir beyan etmek ise işin en kolayıdır.

Siz tam karar verip yeni bir beslenmeye modeline geçmeye çalışıyorken, etrafınızdaki teyzelerin ağzından söyle cümleler dökülüverir. “Amannn bugünlük ye, bir kereden bir şey olmaz” yemediniz ilk raundu siz kazandınız, ama daha bitmedi, gözünüzün önünden poğaçalar börekler geçiyor bir de bu yediklerinin harika olduğunu söyleyen koro üyeleri mevcut. “IIIII harika, gerçekten nefis” şöyle bir yutkundunuz şeytan ye gitsin diyor. Ama ne diyorduk biz kendimiz yapacağımıza inanacağız ve bu provakasyonlara kapılmayacağız. Kapılırsak zaten 5. Dakikada elimizde koca bir tabak ile teslimiyetimizi kabul etmiş oluruz.

Tatiller ve Yazlık Konaklamaları

Belki de en zorlanılan zamanlar ve kırılma noktaları. Zaten yiyemedikleri için içten içe bir mutsuzluk yaşıyor insanlar. Üzerine bir de hazırlıksız gitmişlerse teklif veya ısrar edilenleri geri çeviremiyorlar. Aslında bir yerde işlerine de geliyor. Ne de olsa kaçamak bu bir şey olmaz. Ama oluyor, o verdiğiniz emeğin hepsini sıfırladığınız için sıkıntılı ve şikayetlerin arttığı dönem geri geliyor.

İste Benim Geldiğim Son Durum

Ben beslenme düzenimi değiştireli iki yılı geçti. Glutensiz beslenmeye alışmam hop diye olmadı, Tabii ki bir süre zorluk çektim. Özellikle sosyal hayatta. Sonra zamanla laktozu (inek ürünleri) ve şekeri çıkartmamla birlikte artık şimdiki beslenme modeline geçiş yaptım.

  • Evde çoğunlukla yemeklerimiz bana ayrı, aile fertlerine ayrı pişiyor.
  • Her akşam önümden dizi dizi yiyemeyeceğim yemekler geçiyor, kokuları evin her yerini kaplıyor. (makarna, bulgur, börek, tatlılar, kadayıf, dondurma, kısır, paçangalar ve daha niceleri)
  • Dışarıda, gezide, düğünde, eğlencede, ev gezmesinde, tatilde her yere gitmeden önce ben tedbirimi alıyorum. Kimi zaman karnımı iyice doyurup gidiyorum, kimi zamanda yanımda bir şeyler taşıyorum. Yani kuralları ben koyuyorum kimsenin beni düşünmesini beklemiyorum. Çünkü düşünülmüyor herkes kendi derdinde. Bir de kimse zaten sizin neyle uğraştığınızın ve nasıl bir mücadele verdiğinizin sizin kadar farkında değil.

Sonuç; Yani sevgili okuyucularım, benim bu aşamaları adım adım ilerlemem ve bu günlere gelmemin en büyük nedeni “bu durumu kabullenmemden” kaynaklanıyor. Yiyemediklerim için üzülmüyorum, aksine yiyebildiklerimin keyfine varıyorum. Savaş vermiyorum, durumlara ayak uyduruyorum. Yıllardır ektiğim tohumların bedenimde verdiği olumlu yanıtları gördükçe kendimle gurur duyuyorum. Geri dönmeyi ve artık sağlığımdan ödün vermeyi hiç düşünmüyorum.